öğretmenStar meb

Şu “performans” sözcüğünü ilk yarışmalarda duyduk toplum olarak. Ve öyle kanıksadık ki “aynen” gibi olur olmaz cümlelerin kenar süsü kelimelerinden biri oluverdi yıllar geçtikçe.

Aslında biz çalışanlar yarışmalardan çok önce tanışmıştık kendisiyle. Ne menem bir sözcük olduğunu gayet iyi biliyorduk.
Daha 2000’lerin başında kamu alanı ile ilgili düzenlemelerden söz edilirken tanışmıştık kendisiyle. Ve hiç sevmemiştik. İlk duyduğumuzdan bugüne baya zaman geçti.

Söylenen “düzenlemeler” adım adım yapıldı. Artık nerdeyse son rötuşlara sıra geldi haliyle. Bu yıl öğretmenlerin de performansları değerlendirilmeye alındı.

Mesele verimin arttırılması, kalitenin yükseltilmesi olsa ses edeceğim yok.

Bunun böyle olmadığını da verilen değerlendirme sonuçlarından önce de biliyordum, sonuçlarla teyit almış oldum kendi adıma.

Peki nedir bu öğretmenin performansını ölçen kriterler biliyor musunuz ?

Bu ölçekde yer alan kriterler objektif değerlendirme yapmaya müsait midir dersiniz. Buyrun beraber bakalım.
10 Ana başlıktan oluşuyor ölçütler.
1. Eğitim Öğretimi Planlayabilme
2. Eğitim ve Öğretim Ortamlarını Düzenleyebilme
3. İletişim Becerilerini Etkili Kullanabilme
4. Öğrencileri Hedef Kazanımlar Doğrultusunda Güdüleyebilme
5. Çevre İmkânlarını Kullanabilme
6. Zamanı Yönetebilme
7. Öğretim Yöntem ve Tekniklerini Etkin Biçimde Kullanabilme
8. Eğitim Öğretim Sürecini Değerlendirebilme
9. Kurumun Eğitim Öğretim Politikalarına Uyum ve Katkı Sağlayabilme
10.Öğretmenlik Mesleğinin Gerektirdiği Genel Tutum ve Davranışları Sergileyebilme

Ana başlıklara baktığımızda ilk göze çarpan 9.madde oluyor. Her okulun özel bir eğitim politikasından söz ediyor cümle.

Oysa var olan yasalara göre böyle bir şeyin olması mümkün değildir. Ortada ME Bakanlığına bağlı pek çok belirleyici yasa ve yönetmelik varken bir okula ait eğitim politikası oluşturmaktan söz edilemez.

Milli Eğitim temel Kanunu, İlköğretim Yönetmeliği, Orta Öğretim Yönetmeliği, Talim Terbiye Kurulu, Milli Eğitim Şurası gibi yasa, yönetmelik, kurumlar,

özel ya da resmi kurum-kuruluşlarla imzalanan proje protokolleri elleri kolları bağlayıp,

bir de ödeneksiz bırakılan okullarda okula özgü eğitim politikası olurmuş, varmış gibi başlık koymak çok ilginç.

Ki bu eğitim politikasını kimin, nasıl oluşturduğu ya da oluşturacağı da bilinmemektedir. Eğitim öğretim ortamını düzenleyebilme ana ölçütü ise tamamen bir fiyasko.

Çünkü sanki sınıf öğretmene zimmentlenmiş de öğretmenden güvenlik de dahil sınıfı düzenlemekten, araç gereç bulundurmaktan öğretmen sorumlu tutulmakta.

Değerlendirme formundaki ölçütlere tek tek baktığımızda ise  süpermen bir öğretmen görmemiz gerekir.

Araç-grecin olmadığı, sınıf donanımlarının güvenlik tedbirlerine uygun olmadığı eğitim ortamının veriminden,

ortaya çıkacak performansdan öğretmenin sorumlu tutulması da aslında akıl tutulması olsa gerek.

Öğrenme ortamlarında güvenliğe ilişkin tedbirleri alır. Ölçütü bu anlamıyla bağcıyı dövüp, sorumluluktan kaçmaktan başka bir şey değildir.

Sıra köşelerinin yuvarlanmadığı, prizlerin açık, kırık, elektrik lambalarının arızalı, patlak olduğu, pencere köşelerinin, kitaplıkların sabitlenmediği,

panoların gelişigüzel takıldığı bir sınıfın güvenliğinin öğretmenden sorulması, abartarak söylersem sınıfın tapusunun verilmesiyle mümkün olur herhalde.
Öğrencilerin bireysel farklılıklarına uygun öğrenme ortamları oluşturur. Bunun nasıl olacağını bilen idareci, eğitim yöneticisi var mıdır bilemiyorum.

Kalabalık sınıflarda, sıraların arasında zor gezen bir öğretmen nasıl bir düzenleme yapabilir dersiniz ?
Bu bişey değil asıl bomba ölçüt şu bana göre. Kurumun çevresel olanaklarını geliştirmek için çalışmalar yapar. Akla hemen şu sorular geliyor bu ölçütle:
Çevresel olanaktan kasıt nedir? Öğretmen bunu neden yapacak ? Öğretmen kurumun çevresel olanaklarını nasıl geliştirir?

Bu ifadenin açık Türkçe’si şu mudur acaba, kermes düzenleyecek, okula para toplayacak.
Öğrencilerin yaparak yaşayarak öğrenmelerini sağlar, ölçütü de başka bir muamma.

Ortada uygulanması gereken bir müfredat, ek olarak milli eğitim müdürlüklerin, valilerin, kaymakamların,

bilmem ne kuruluşlarının imzaladığı protokolle uygulanması gereken projeler varken hangi zamanda bu yaparak yaşanarak öğrenme yapılacaktır. Hem de her zaman yaparsan tam puan almış olacaksın.

Ama bu ölçütten her zaman alırsan muhtemelen Eğitim-öğretim sürecini planlarda öngördüğü sürede tamamlar ölçütünden en fazla bazen alabilirsin.
Kurum politikasıyla ilgili maddenin ölçütlerinden birisi Eğitim öğretimin kalitesinin artırılması için projeler üretir veya projelere katılır.

Merak ediyorum ülkemizde kaç tane okulda proje üretiliyor ve bu projeler hazırlanırken, uygulanırken nasıl bir yol izleniyor ?

Bir diğer ölçütü ise Eğitim öğretimde kalitenin artırılması konusunda paydaşlarıyla işbirliği yapar şeklinde. Paydaşlar kim ?

Meslektaşlar, idareci ve velilerdir sanırım. Eğitim öğretimin ülke politikalarıyla ilgili devasa sorunları varken öğretmene bu sorumluluğu vermek direkt aslında suçlamaktır.

“Bak eğitimde ki başarısızlığın tek sorumlusu sensin !” demek oluyor.
Milli, manevi, ahlaki ve evrensel değerlere uygun davranır.

Tek tip bir vatandaş ve tek tip bir insan modeli istendiğinin değerlendirmede ölçüt olarak sunulmasının demokrasi ile laikle,

din-inanç hürriyeti ile ilgisinin olmadığı çok açık. Farklı inanç,değer,kimliklere hoşgörülü, saygılı davranır demeliydi.

Evet eğitim sistemimizde ciddi sorunlar vardır. Öğretmenlerin mesleklerini layıkıyle yapması ile ilgili sorunlar da vardır.

İdarecilerin işlerini adil,eşit, tarafsız yapması ile ilgili sorunlar da vardır. Okulların donanım, araç gereç, güvenlik sorunları da ha keza.

Ama bunların tümünü düzenleyen bakanlığın sorumluluğu bunların çok üzerindedir.
Darbe girişimi sonrasında OHAL ile , hedeflenen işler arasında 657’nin kaldırılması, iş güvencesinin ortadan kaldırılmasını içeren düzenlemeler kapıda.

İş güvencesi, işini başarıyla yapma, performanstan öte idarecinin, yöneticinin iki dudağı arasında olacak.

Bu yıl sadece ödüllendirmeyi kapsayan performans değerlendirme sonuçları da bunu kanıtlar niteliktedir.

Yenilikçi eğitim yapıyor olman, gelişime açık olman, şartların ötesinde çalışmalar yapman, velilerinin senden memnun olması,

öğrencilerinin mutlu olması, özgüvenli, araştıran sorgulayan öğrenciler olması önemli değil.

Okul müdürünün değerlendirmesine yapılan itiraza ilçe milli eğitim müdürünün cevabı “müdür verilen görevi yapmıştır.” gibi objektiflikten uzak, keyfiyet içeren bir cevaptır.

Bu yıl sonu sadece başarılı öğretmen belirleme amacıyla yapılan ( aslında pilot bir deneme ve kurbağayı yavaş yavaş kaynatma deneyidir)

Performans denilen ölçütlerin bütününden çıkan aslında şudur.
1. Sınıfı senindir. Ne yaparsan yap. Bizden bişey isteme. Velilerinden para topa, çevreden bağış topla ne yaparsan yap. Ama sen yap.
2.Sen kahraman öğretmenliğe soyunsan da bunların hiç hükmü yok. Müdür ile aran nasıl? Hangi sendikadansın ? Asıl ölçüt budur.
3. Ve en önemlisi de müşteri memnuniyeti asıldır. Çok konuşma, eleştirme. Tam da şimdi ey başını al maaşını memuru ol kriterleridir, uygulamasıdır.
4. Sesini çıkarma. Amirini sorgulama. Verilen işi yap. İşi kap.

Mesele performans ölçmek, eğitimi geliştirmek olsa canımı yesinler.

musa ertürk

admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

pisanın gör dediği

Cts Tem 21 , 2018
Şu “performans” sözcüğünü ilk yarışmalarda duyduk toplum olarak. Ve öyle kanıksadık ki “aynen” gibi olur olmaz cümlelerin kenar süsü kelimelerinden biri oluverdi yıllar geçtikçe. Aslında biz çalışanlar yarışmalardan çok önce tanışmıştık kendisiyle. Ne menem bir sözcük olduğunu gayet iyi biliyorduk. Daha 2000’lerin başında kamu alanı ile ilgili düzenlemelerden söz edilirken […]