çocuksuz

kolsuz bir ömür tatmamissindir da bacaksiz mutluluk duydun mu hic zehirli dilin ucundan cikan vur emriyle askida ekmek saksida tarla cebimizde buyuk insanlik meydanlarda krallar arkasinda terzileri onunde cocuksuz bir kalabalik yoksa bundan mi once cocuklari vurdular musa ertürk

devamı...

kavim borsası

nutuklar gönderiyorum bedelsiz her coğrafyanın laf ebelerine kurduğum kürsülerde konuşun diye bu iletişim çağında sağır edercesine gözleri kinden dağlanmış kusursuz kalabalıkları kusturun öfkeden bir de insanlık tarihinin en düşüğünde kavim borsası daha da düşecek belli ki ben yinede şimdiden ucuza kavimler kapatıyorum şehadet ederine petrole yatırıyorum hiç bir halta yaramayan teknolojiye ne varsa ucuzladı aslında din çok ucuza gidiyor mesela alıcısı çok piyasa böyle işliyor su bile paralı oldu ama yakında temiz hava da satarsam şaşmayın sonuç da sizin eseriniz benim aldıklarım ucuz sattıklarım pahalı böyle olmalı ki ayakta kalayım…

devamı...

hepsi delice sevgi

yağmur ıslatsaydı geçtiğin yerleri kokunu alırdım topraktan önce ya da toprağa değmis olsaydı ayakların aylakların izleri arasından seçer bulurdum oysa esrarengiz suçluların düşürdüğü parmak izlerini inceliyorum simdi askıda suretleri bırakılmış saçma gönül hikayelerine çıkıyor hepsi hepsi delice seviyor hepsi ölümüne dokunsaydın bir dala cirilciplak karanlik laciver bir mevsimdeki ruzgarin turkusunu calan bir dala isitirdim ozlem turkusu oldugunu birakirdim oracikta tipki basim cinayetleri cozmeyi simdi bir amerikan filminden aldigim filtre kahveyi yudumluyorum kahrolasi ingiltere ligini acip bir mac seyrediyorum caresizlik zor bir seymis disarda beyazlar zencileri olduruyor baris dininde bir inanmis…

devamı...