kolsuz bir ömür tatmamissindir da bacaksiz mutluluk duydun mu hic zehirli dilin ucundan cikan vur emriyle askida ekmek saksida tarla cebimizde buyuk insanlik meydanlarda krallar arkasinda terzileri onunde cocuksuz bir kalabalik yoksa bundan mi once cocuklari vurdular musa ertürk

nutuklar gönderiyorum bedelsiz her coğrafyanın laf ebelerine kurduğum kürsülerde konuşun diye bu iletişim çağında sağır edercesine gözleri kinden dağlanmış kusursuz kalabalıkları kusturun öfkeden bir de insanlık tarihinin en düşüğünde kavim borsası daha da düşecek belli ki ben yinede şimdiden ucuza kavimler kapatıyorum şehadet ederine petrole yatırıyorum hiç bir halta yaramayan […]

yağmur ıslatsaydı geçtiğin yerleri kokunu alırdım topraktan önce ya da toprağa değmis olsaydı ayakların aylakların izleri arasından seçer bulurdum oysa esrarengiz suçluların düşürdüğü parmak izlerini inceliyorum simdi askıda suretleri bırakılmış saçma gönül hikayelerine çıkıyor hepsi hepsi delice seviyor hepsi ölümüne dokunsaydın bir dala cirilciplak karanlik laciver bir mevsimdeki ruzgarin turkusunu […]