kıyısından

dünyanın neresindeyiz bilmiyorum. ecelin uzağında tesadüfün tam içindeyiz bildiğim. bir de o kadar çoğuz ki. öfkeden ağıttan seslerimizi duymuyoruz kanımca. zulüm göçebe bir fırtına. önüne kattığını sürüklerken kaçabilen başka coğrafda mutlaka karşılaşıyor o fırtınayla. adı değişse de amerikan kasırgaları gibi cismi aynı işte. birileri fırtına geliyor derken o bizim diyor bize dokunmaz diyor çokluğumuzun kör inancı. aynı başka yerlerdeki çokluğumuz gibi. adı başka olunca.
dünyanın neresindeyiz ülkenin neresindeyiz bilmiyorum. atar damar gibi atarken döndürüyoruz bu alemi. yani hayatın tam içindeyiz. ağlaşarak küserek sinerek cellatlarımızı yeğleyerek bazen umut ederek tam merkezinde orijindeyiz. dee kıyısına itiyor iste o fırıldak dünya hızını alamadıkça döndükce.
yeknesak çingene rengi mevsim gözlerimizi parlattıkça en mukaddes insan olup yüceldikçe küçülüyor bok sinekleri telaşlanıyor aç kalacağız diye.
sahi hayatin merkezi dunyanın neresi.

musa ertürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir