iyimser hallerimiz ve halkla ilişkiler

ilk bir kaç yıl önce izlediğim bir filmde görmüştüm. çevre ile ilgili bir filmdi. yöreye bir tesis yapılacaktı. bu tesisin doğaya, yöreye zararları vardı. yöreye gelen bir kişi çevreci sunumlar yapıyor, yapılacak tesisin zararlarını anlatıyordu.

ancak öykü bu değil. asıl öykü bu kişiyi şirketin göndermiş olmasıydı. bu durum epey sonra anlaşılıyordu. bu tür durumları iyi idare edebilmek için şirketlerin numaralarından birisiymiş bu yöntem. bizim ülkemizde olan yöntemlerini biliyordu örneğin. o kırsala yol yapma, okuluna bilgisayar alma, köye su getirme vb. şık gönül çelen işler yani. insancıl bildiğimiz….

kapitalizmin bazı oyunlarını biliyorduk bazılarını böyle yeni yeni öğreniyorduk.

bir yenisi daha hayatımızda sıkça rastlanır oldu: tepki çek özür dile kampanyası ile reklam yapma.

dünyada ve ülkemizde kadın sorunu çözülebilmiş bir alan değil. erkek egemen yapıların alışık sistemine başkaldıran, ayak direyen, farkındalık yaratan bir çok kadın hareketi, feminist yaklaşımlar var bunun için. feminizm üzerine yazı yazacak, önermeler koyacak kadar bu alanın cahili değilim mesele başka. mesele yukarıdaki örneklerle ilgili.

malum her büyük firmanın ceoları, reklam halkla ilişkiler bölümleri, kampanya yöneticileri vb bir çok alanları var ve hemen hepsi zeki çocuklar. bizim dilimizle okumuş çocuklar. yani bir çok şeyi çok iyi biliyorlar. hatta bizim neleri bilmediğimiz kadar.

şirket cinsiyetçi, çirkin bir tanıtım yapıyor. haklı olarak da kadın hareketleri, feminist yapılar tepki gösteriyor. bir süre sessizlikten sonra şirket çıkıyor anlaşılır dille, anlayan bir hüsni niyet ile bir özür kaleme alır. sonra da o firma, şirket özür diler. ve tekrar özellikle sosyal medya da bu özür paylaşılır paylaşılır….

ancak bu iyi niyetli şirket açıklama görselinde kocaman logosunu koyar, tamamen iyi niyetten( !)

evet ortada bir kazanım vardır ama hakikat midir bu durum ? satrançta, asıl büyük hedef için bazı taşlarını hatta önemli taşlarını bile feda edebilirsiniz. kapitalizmin yaptığı öyle örtüşüyor ki bu vakaalarla.

şeytana pabucunu ters giydiren bu yeni halkla ilişkilere hazır olmadığımız bir gerçek. son yaşanan bira firmasının zekiliğinde bunu net gördüm. bazı paylaşımlara yaptığım yorumlarda bir çok kimsenin özür dilettik ya kazanımında olduğunu gördüm.

oysa mesele veiziri yemek değil mat etmektir. ne dersiniz kim mat oldu ?

musa ertürk

admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

maksat spor olsun...

Sal Eyl 3 , 2019
ilk bir kaç yıl önce izlediğim bir filmde görmüştüm. çevre ile ilgili bir filmdi. yöreye bir tesis yapılacaktı. bu tesisin doğaya, yöreye zararları vardı. yöreye gelen bir kişi çevreci sunumlar yapıyor, yapılacak tesisin zararlarını anlatıyordu. ancak öykü bu değil. asıl öykü bu kişiyi şirketin göndermiş olmasıydı. bu durum epey sonra […]