2018’den….

2018 yılı Gazetecileri Koruma Komitesi’ne göre 2018 en fazla gazetecinin öldürüldüğü yıl olmuş. “Japon Yaşama Sanatı”  en çok okunan kitap olmuş. Küresel ısınmadan korunabilmek için güvenli limit belirlenmiş. İçinde bulunduğumuz yüzyılın sonunda 2 derecelik sıcaklık artışının riskleri uzun zamandır konuşulmakta ve bilim insanları bu sınırın aşılmaması gerektiğinin altını çiziyor. İlk hayvanlara dair önemli keşifler yapılmış. 2018 dünya mutluluk raporuna göre türkiye 5 basamak gerilemiş… dünya nüfusunun yarısı internete bağlanmış… iklim değişikliğine bağlı aşırı yağışlar, seller, dolular, toprak kaymaları devam etti: Asya’da, özellikle de Japonya’da, Hindistan’da, Suudi Arabistan’da ve Laos’ta, İtalya’da, Kenya’da sel ve heyelan nedeniyle yüzlerce kişi öldü. dersim…

devamı...

umut

kalbi kırık düşler geçti göçer kuşların ardına takılmış son ikindiyi beklemeden şimdi bak gökyüzüne mavisinde değilse bile bilirsin güneş orda görünmese de umut bir insan yüzünde bir de gökyüzünde alabildiğince mavisinde musa ertürk

devamı...

can kenarı

çuvaldan çıkarılmış mızraklar derin dondurucuda bekletilmiş takva genetiği değiştirilmiş söylevler bulundu avm inşaatında dokuz sütuna yayın yasağından haberi olmadı eşrefi mahlukatın makyajli hüzünler geziyor meydanlarda ruju alligi rimeli göz alıcı örtünmüs vijdanlar soğan kadar olamiyor aglamasin tabi kimse ama dutta yemesin bulbul degil ki sonucta bir oncekinin kanina bir sonrakinin kani bulasiyor her nutuktan sonra çünkü can kenarında oturuyoruz ve öldürülüyoruz birer birer çoluk çocuk musa ertürk

devamı...

hukukun i insanlığın de hali

23 Ağustos 1927 tarihinde saat 00:19’da Nicola Sacco ve Bartolomeo Venzetti yedi sene süren dava sonunda ve yedi dakika arayla elektrikli sandalye ile öldürüldü. Suçsuzlukları tam elli sene sonra ilan edildi. Sacco ve Vanzetti olarak tanınırlar genelde. Şarkılara isimleri geçmiş iki İtalyan göçmen. Biri 1891 diğeri de 1888 doğumlu. Tam isimleri Ferdinando Nicola Sacco ve Bartolomeo Venzetti. Genç yaşlarında zamanında milyonlarca İtalyan’ın yaptığı gibi Sam amcanın ülkesine Amerikan rüyası için yola çıktılar. Boston yakınlarındaki Plymouth’a yerleşmeden önce çeşitli işlerde vasıfsız işçi olarak çalışmış, 1919’da bir balık satıcısının mallarını devralmasının ardından…

devamı...

hep taze

kapanır kapı kapanır soğuğunda kışın pencere kapanır göz kapaklarında gün kapanır göz kapaklarında dünya açılır bir başka gözde bir başka insanda dünya kadar umut korkulan avuç içi kadar umuttur hep taze hep filiz gonca hiç kapatamadıkları   musa ertürk

devamı...

eyvallah

sanki gece her bir tarafımız alnımızdaki yazı sırılsıklam hüznün unutulan dili sesimize kanadı kırılmış kuş konmuş gördüğümüz kara bir düş olsa uyanacaktık oh çekerek yastığı yatağı öpüp koklayıp cellatlar güneşi asmanın telaşında bir yolculuktur bizimkisi yolu olmayan dilsiz bir haykırıştır öfkelerimiz kendine yol alan alıcısına ulaşmayan mektuplarken yoldaşı kahırsa zulümse açsak açıktaysak varlık olarak bir bütünüyle insan olarak dil kulak göz yoksa artık akıl zihin anlama zaten bavulunu almışsa eline artık payımıza düşen eyvallahsa eyvallah musa ertürk    

devamı...

sesin ölümü

fırtınanın gürültüsünde boğulan günler kelepçe gibi ayaklarda ağırlık yapıyordu. alınan istemsizce her nefes kadri sorgulanmayan bir fazla nefesi arzuluyordu. tam bu sırada ne kadar kutsal varsa can veriyordu. her münafık kul gibi doğan güneş de. sarısından hüzün kırmızısında kan damlatıyordu. günün ilk ışıklarında avuçlanan gökyüzü göze maviyi içiremiyor, yıkamıyordu. gürültü mü sessizlik mi bilinmiyordu. çünkü kimisi gürültüden kimisi sessizlikten şikayetçiydi. bir el dokunsundu omza. işte geldim diyen. apansız geliverecek ve on yılların, yüz yılların vuslatı yek vücut olacak. güneş utanacak, dünya yeniden kurulacak her gün her gün. tüm şikayetler son bulacaktı.…

devamı...