dünyanın neresindeyiz bilmiyorum. ecelin uzağında tesadüfün tam içindeyiz bildiğim. bir de o kadar çoğuz ki.

cesaret hapishanesinde müebbet kullar özgürlük türküleri söyler hep bir ağızdan tamda bu sırada sıra sıra sinmişler özgürce tutsaklığın keyfine derin nefesler çekiyorlardı ve hepsi gömülürken ihtişamlı cümlelerin nesnelerine kral hep aslandı çakalların sayım yaptığı orman demokrasisinde musa ertürk

her ilkbahar bu coğrafyada toprak kanar gelincik gelincik umudu fısıldayan papatyalar arasından insana bakan pencereleri vardı evlerin yağ tenekelerindeki çiçekleri selamlardı aydınlığı