cesaret hapishanesinde müebbet kullar özgürlük türküleri söyler hep bir ağızdan tamda bu sırada sıra sıra sinmişler özgürce tutsaklığın keyfine derin nefesler çekiyorlardı ve hepsi gömülürken ihtişamlı cümlelerin nesnelerine kral hep aslandı çakalların sayım yaptığı orman demokrasisinde musa ertürk

her ilkbahar bu coğrafyada toprak kanar gelincik gelincik umudu fısıldayan papatyalar arasından insana bakan pencereleri vardı evlerin yağ tenekelerindeki çiçekleri selamlardı aydınlığı

Çok çekişmeli bir basketbol finalleri izliyoruz. Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes arasında ki seri 3-3’e geldi. Şampiyon son maçta belli olacak. Ancak basketbol dışında da çok şeylerin konuşulduğu seride her türlü dersleri yine başarılı hoca obradoviç veriyor.

Anadolu lisesini bitirdikten sonra, üniversite sınavında derece yaparak Cerrahpaşa Tıp Fakültesine girdi.. Okudu.. Çalıştı.. Tıp Fakültesini birincilikle bitirdi.. Doktor oldu..

1989 yılında, İstanbul’a ilk kez gelen Carlos Santana, alanda karşılanıp konaklayacağı otele getiriliyor. İlk gün serbest, akşama basın toplantısı yapılacak. Dinlenmek yerine, “Çıkalım İstanbul’u dolaşalım,” diyor.

I. bir elma mıydı bu sürgünün sebebi yoksa sen git kendi cehenneminde mutlu ol pişmanlığı mıdır tanrının yaptığı bilinmez ama yaşam olan tek gezegen yanılgısıdır yeryüzü tüm bilim insanlarına karşı öldüre öldüre büyüyen insanımsı tanrı bozmalarınca II. son nefesin telaşında tutuşur tutkuların uluların dünyasının beyhude çırpınışları cepteki bulutlar çekmeceye anı […]

kapıları işaretli evlerin sokağında, taş duvarda “cenazeye gittik, döneceğiz !” yazıyordu bildiğimiz harflerle.