anadoluda rum, yunanistanda bir türktü o. şimdi brezilyalı rus milli takımında oynuyor, afrikalılar sayesinde fransa şampiyon oldu.  alman milli takımında siyahi futbolcular, türkler “cirit atıyor”.

dilipak :”Adnan Oktar’ın arşivi patlarsa, her kesimden birçok kişinin canı yanar onu söyleyeyim… Hayırlı bir iş yaptınız, süreci yönetemezseniz, bu iş döner sizi vurur.” ne demek istiyor ki….

topal ile atıf oynuyor… vabuenaya takım oyunu oyna diyor. geçen sezon valbuena da valbuena diye kafamızın etini yiyen sözde yorumcular bu sene hemen çark ederler kesin ne de olsa tükürdüğümü yaladım dememek var unut gitsin var demi

Okulda hep ağaçlar akciğer gibidir, temizleyicidir derlerdi. Kimileri bunu yanlış anlamış. Tek bildikleri temizlik sıçtıkları yeri, ellerine işeyip temizlemek onların.

geceden yorgundu. aslında zaten sabaha karşı uyumuştu. gözleri uykusuzluktan, dumandan kırmızı da olsa kalkmak zorundaydı. zor bela bulmuştu işini çünkü.

dağ başındaki tarlasından topladığı meyveleri katırına sarıp ovaya, kasabaya getirir satardı. başında terini tutan mendilinin üzerinde kasketiyle sokak sokak katırıyla gezerdi. 

çingene zamanların tam ortasında “ne olacak şimdi?”, “yarın olacak mı?” en çok sorduğu sorulardandı herkes gibi.

portakalda vitamindi daha. tanrı sordu baban kim olsun, annen nasıl biri olsun. bir de kendine yaşayacağın bir coğrafya ve ırk seçmelisin. haa bir de din seç istersen. sen nasıl olsa araştırıp düşünüp kendin seçmek için uğraşmazsın. portakaldaki vitamin “düşündü” hımm dedi… sonra şöyle cevap verdi tanrıya: hadi layynnnn onu sen külahıma […]